Bu rehber kimler için?
Genel bilgilendirmedir. Somut olayın belgeleri, tarihleri ve güncel mevzuat ayrıca değerlendirilmelidir.
Kaynak ve inceleme kaydına git ↓Konuya özel açıklama
Günlük dilde “adam yaralama” denilen olaylar, Türk Ceza Kanunu'nda kasten yaralama ve taksirle yaralama başlıkları altında düzenlenir. Ceza; hareketin nasıl yapıldığına, yaralamanın ağırlığına, kullanılan araca, mağdurla ilişkiye ve failin kastına veya kusuruna göre değişir. Bu nedenle her kavga, bıçaklama veya trafik kazası için tek bir ceza söylemek doğru olmaz.
Aşağıdaki açıklamalar 7 Ekim 2026 tarihindeki mevzuata ve yetişkinler için genel ceza çerçevesine dayanır. Kasten yaralama cezalarında 4 Haziran 2025, taksirle yaralama cezalarında 25 Aralık 2025 tarihli değişiklikler önemlidir. Daha önce işlenen fiillerde TCK m.7 uyarınca lehe kanun değerlendirmesi yapılır; yeni ve daha ağır ceza geçmişteki fiile otomatik olarak uygulanmaz.
Kasten yaralama suçunun unsurları nelerdir?
TCK m.86'ya göre başkasının vücuduna kasten acı vermek, sağlığını veya algılama yeteneğini bozmak yaralama suçunu oluşturabilir. Mutlaka açık yara, kanama ya da kalıcı iz bulunması gerekmez. Bununla birlikte sırf bir tartışma yaşanması veya kişinin üzülmesi, ilgili maddede aranan sonucun ve nedensellik bağının varlığını kendiliğinden göstermez.
Kast, suçun kanuni unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Olası kast koşulları da ayrı değerlendirilir. Yumruk, tekme, kesici alet, ateşli silah veya başka bir araç kullanılabilir. Kişinin hareketiyle yaralanma arasındaki bağ, tanıklar, görüntüler ve tıbbi bulgularla araştırılır.
Yaralama sonucu gerçekleşmemişse tamamlanmış suçtan söz etmek için gereken netice bulunmayabilir. Buna rağmen doğrudan icraya başlanmış olması ve diğer şartların varlığı hâlinde teşebbüs gündeme gelebilir. Yalnızca “acı vermek istemek” ile tamamlanmış yaralama suçunu birbirine karıştırmamak gerekir.
Kasten yaralamanın temel cezası nedir?
TCK m.86/1 uyarınca temel ceza bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapistir. Bu düzenleme, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif yaralanmaya ilişkin ikinci fıkradan farklıdır.
Yaralamanın etkisi basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafifse m.86/2 uygulanabilir. Bu durumda mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. Suç kadına karşı işlenmişse cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz. Burada hapis ile adli para cezası seçenek olarak öngörülmüştür; kanun ikisinin birlikte verilmesini söylemez.
“Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir” değerlendirmesi, kişinin hastanede kaç saat kaldığıyla veya fiilen hangi tedavinin uygulandığıyla tek başına belirlenmez. Yaralanmanın niteliğine ilişkin tıbbi değerlendirme gerekir. Adli raporun eksik olması, sonradan ortaya çıkan bulgular veya raporlar arasındaki çelişki, ek inceleme ihtiyacı doğurabilir.
Hangi nitelikli hâller cezayı artırır?
TCK m.86/3'te şu hâller sayılmıştır:
- Üstsoya, altsoya, eşe, boşanılan eşe veya kardeşe karşı işleme
- Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak kişiye karşı işleme
- Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işleme
- Kamu görevlisinin sahip olduğu nüfuzu kötüye kullanması
- Silahla işleme
- Canavarca hisle işleme
İlk beş hâlde verilecek ceza yarı oranında, canavarca hisle işleme hâlinde ise bir kat artırılır. Bu hâllerde şikâyet aranmaz. Yaralanmanın hafif olması, örneğin silahla veya eşe karşı işlenmiş bir fiili kendiliğinden şikâyete bağlı hâle getirmez.
Ceza hukuku bakımından silah kavramı yalnızca tabanca ve bıçaktan ibaret değildir. TCK m.6'daki tanım gereğince, saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli başka eşyalar da somut kullanım biçimine göre silah sayılabilir. Birden fazla ağırlaştırıcı nedenin bulunması durumunda ceza hesabı kanuni sıraya göre yapılır; listedeki her unsur için gelişigüzel ayrı artırım uygulanamaz.
Ağır sonuçlar ortaya çıkarsa TCK m.87 nasıl uygulanır?
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamada, temel yaralama fiiline ek olarak kanunda gösterilen daha ağır bir sonuç doğar. Failin ağır sonuçtan sorumlu tutulabilmesi için TCK m.23 uyarınca o sonuç bakımından en az taksirinin bulunması gerekir.
TCK m.87/1; bir duyu veya organ işlevinin sürekli zayıflaması, konuşmada sürekli zorluk, yüzde sabit iz, yaşamı tehlikeye sokan durum veya gebe kadının çocuğunun vaktinden önce doğması hâllerini düzenler. TCK m.86'ya göre belirlenen ceza bir kat artırılır. Sonuç ceza, m.86/1'e giren hâllerde dört yıldan; m.86/3'e giren hâllerde altı yıldan az olamaz.
TCK m.87/2; iyileşme olanağı bulunmayan hastalık veya bitkisel hayat, duyu ya da organ işlevinin yitirilmesi, konuşma veya çocuk yapma yeteneğinin kaybı, yüzün sürekli değişikliği ve gebe kadının çocuğunun düşmesi gibi sonuçları kapsar. Ceza iki kat artırılır. Sonuç ceza, m.86/1'e giren hâllerde altı yıldan; m.86/3'e giren hâllerde dokuz yıldan az olamaz.
Kemik kırığı veya çıkığında m.87/3 uyarınca, hayat fonksiyonlarına etkisine göre ceza yarısına kadar artırılır. Her kırıkta aynı artırım yapılmaz. Yüzde sabit iz ile yüzün sürekli değişikliği; organ işlevinin zayıflaması ile tamamen yitirilmesi de farklı hukuki sonuçlara bağlanmıştır.
Yaralama sonucunda ölüm olursa suç mutlaka kasten öldürme midir?
Hayır. Ölüm sonucunun ortaya çıkması tek başına öldürme kastını kanıtlamaz. Failin kastı ve ölüm sonucu yönünden sorumluluğu ayrıca belirlenir. Şartları varsa TCK m.87/4 kapsamındaki kasten yaralama sonucunda ölüm gündeme gelir. Bu hükümde ceza, m.86/1'e giren hâllerde on yıldan on dört yıla; m.86/3'e giren hâllerde on dört yıldan on sekiz yıla kadar hapistir.
Öldürme kastıyla hareket edilmişse kasten öldürme; mağdur hayatta kalmışsa şartları oluştuğunda öldürmeye teşebbüs değerlendirilir. Kullanılan araç, hedef alınan bölge, darbelerin biçimi, olay öncesi ve sonrası davranışlar birlikte incelenir. “Mağdur ölmedi, bu nedenle yalnız yaralama vardır” veya “ölüm oldu, mutlaka kasten öldürmedir” biçimindeki iki genelleme de yanlıştır.
Taksirle yaralama ne demektir?
TCK m.89 kapsamındaki taksirle yaralamada, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı bir davranışla yaralanmaya neden olunur. Basit taksirde öngörülmesi gereken sonuç öngörülmez. Bilinçli taksirde ise sonuç öngörülmesine rağmen istenmez; kişinin gerçekleşmeyeceğine güvenerek davranması somut olayda incelenir. Sonucun kabullenilmesi olası kast değerlendirmesini gündeme getirebilir.
Trafik veya iş kazası yaşanması, mesleki bir uygulamanın istenmeyen sonuç vermesi tek başına ceza sorumluluğu kurmaz. İhlal edilen yükümlülük, kişinin kusuru, öngörülebilirlik ve davranış ile yaralanma arasındaki nedensellik bağı ortaya konulmalıdır. Nedensellik bağının bulunmaması, suçun aranan bir şartı değil, sorumluluğa engel olabilecek bir durumdur.
Taksirle yaralamanın güncel cezaları nelerdir?
25 Aralık 2025'te yürürlüğe giren değişiklik sonrasında TCK m.89/1'in temel cezası dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.
Yaralama; organ veya duyu işlevinin sürekli zayıflaması, kemik kırılması, konuşmada sürekli zorluk, yüzde sabit iz, yaşamı tehlikeye sokan durum ya da erken doğum sonucuna neden olmuşsa m.89/2 uyarınca temel ceza yarısı oranında artırılır.
İyileşme olanağı bulunmayan hastalık veya bitkisel hayat, duyu ya da organ işlevinin yitirilmesi, konuşma veya çocuk yapma yeteneğinin kaybı, yüzün sürekli değişikliği veya çocuğun düşmesi hâlinde m.89/3 uyarınca temel ceza bir kat artırılır.
Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması hâlinde m.89/4 uyarınca dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezası öngörülür. Bilinçli taksir varsa TCK m.22/3 gereğince taksirli suça ilişkin ceza ayrıca üçte birden yarısına kadar artırılır. Kesin ceza hesabı, dosyanın hukuki niteliği ve uygulanacak diğer hükümler görülmeden yapılamaz.
Şikâyet şartı ve altı aylık süre nasıl uygulanır?
Kasten yaralamada, m.86/3 kapsamındaki bir nitelikli hâl bulunmayan basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir yaralama, m.86/2 gereğince şikâyete bağlıdır. TCK m.86/1, m.86/3 ve m.87 kapsamındaki yaralamalar ise kural olarak şikâyet aranmaksızın soruşturulur. Bu nedenle gündelik dildeki “basit yaralama” ifadesinden hareketle bütün yaralama dosyalarının şikâyete bağlı olduğu söylenemez.
Taksirle yaralama kural olarak şikâyete bağlıdır. Ancak m.89/1 dışında kalan yaralamanın bilinçli taksirle işlenmesi hâlinde şikâyet aranmaz. Bilinçli taksirle işlenen fiil yalnız m.89/1 kapsamındaysa şikâyet şartı devam eder.
Şikâyete bağlı suçlarda genel süre, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır; dava zamanaşımı sınırı da gözetilir. Şikâyet süresi ile dava zamanaşımı farklıdır. “Dava zamanaşımı sekiz yıl, o hâlde şikâyet için de sekiz yıl beklenebilir” yaklaşımı hak kaybına yol açabilir. Şikâyetten vazgeçmenin etkisi de suçun şikâyete bağlı olup olmadığına, yargılamanın aşamasına ve kanuni koşullara göre belirlenir.
Yaralama dosyalarında uzlaştırma uygulanır mı?
CMK m.253'e göre TCK m.86'nın üçüncü fıkrası dışındaki kasten yaralama hâlleri ve m.88, kural olarak uzlaştırma kapsamındadır. TCK m.86/3'teki nitelikli hâller ve m.87 kapsamındaki neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama bu genel kapsama girmez.
TCK m.89 kapsamındaki taksirle yaralama ise şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma listesinde yer alır. Dolayısıyla bilinçli taksir veya yaralanmanın ağır sonucu, tek başına taksirle yaralamayı uzlaştırmadan çıkarmaz. Aynı mağdura karşı birlikte işlenen diğer suçlar, kanuni istisnalar ve çocuklara özgü hükümler ayrıca incelenir.
Uzlaşmaya katılmak zorunlu değildir. Uzlaşma sağlanırsa edimin içeriği ve yerine getirilme zamanı sonucu etkiler. Kovuşturma aşamasında edim hemen yerine getirilirse davanın düşmesi; ileri tarihe bırakılır veya takside bağlanırsa güncel CMK m.254/2 uyarınca durma kararı gündeme gelir. Eski dosyalar için geçiş hükümleri saklıdır.
Uzlaşma tazminat haklarını da etkileyebilir. CMK m.253/19, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya sonradan ortaya çıkan zararlar dışındaki zararlar yönünden tazminat davasına sınırlama getirir. Bu nedenle sağlık durumunun ve olası kalıcı etkilerin bilinmediği bir aşamada uzlaşma belgesinin kapsamı dikkatle değerlendirilmelidir.
Meşru savunma, tahrik ve sonradan pişmanlık aynı şey midir?
Devam eden veya gerçekleşmesi ya da tekrarı muhakkak haksız bir saldırıyı, koşullara göre orantılı biçimde defetmek zorunluluğuyla hareket edilmesi TCK m.25'teki meşru savunma kapsamında olabilir. Koşullar gerçekleşmişse ceza verilmez. Haksız tahrik ise TCK m.29'da düzenlenen ayrı bir indirim nedenidir; her tartışma veya karşılıklı kavga otomatik tahrik indirimi sağlamaz.
Yaralama suçlarında genel bir “özür dileyince dava biter” veya zararı ödeyince kendiliğinden cezasız kalınır kuralı yoktur. TCK m.86–89'da bu suçlara özgü genel bir etkin pişmanlık hükmü bulunmaz. Bununla birlikte zarar giderme, uzlaştırma veya diğer kanuni değerlendirmeler bakımından önem taşıyabilir.
Hapis cezası her olayda cezaevine girileceği anlamına gelir mi?
Kanundaki ceza aralığı, mahkemenin belirleyeceği sonuç ceza ve bu cezanın infazı farklı aşamalardır. Adli para cezası seçeneği, kısa süreli hapsin başka yaptırıma çevrilmesi, erteleme veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması; uygulanabilir kanun, sonuç ceza, önceki mahkûmiyetler ve diğer koşullara bağlıdır. Bunların hiçbiri yalnızca “ilk suç” olduğu için garanti edilemez.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin CMK m.231, 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren düzenlemeyle yeniden düzenlenmiştir. İşkence, eziyet ve kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği belirli kötü muamele suçları yönünden istisnalar da vardır. Somut dosyada güncel metin ve zaman bakımından uygulama birlikte incelenmelidir.
Çocuklar için yetişkinlere ait ceza aralıklarından doğrudan sonuç çıkarılamaz. Ayrıca 18 Ağustos 2026'da yürürlüğe giren TCK m.31/4, m.87/2 ve m.87/4 kapsamındaki bazı ağır yaralama dosyalarında yaş indiriminin uygulanmasını özel koşullara bağlayan hükümler getirmiştir. Fiil tarihi, yaş grubu ve çocuklara özgü usul ayrıca değerlendirilir.
Deliller, adli rapor ve savunma nasıl hazırlanmalıdır?
Yaralanma varsa sağlık ihtiyacı geciktirilmemeli; muayene ve tedavi kayıtları korunmalıdır. Olay yeri görüntüleri, tanık bilgileri, mesajlar, kullanılan eşyalar, çağrı kayıtları ve olayın hemen sonrasına ait belgeler önem taşıyabilir. Görüntülerin saklama süresi sınırlı olabileceği için ilgili kayıtların usulüne uygun biçimde temini erken aşamada istenebilir.
Adli rapor yaralanmanın niteliğini ortaya koyar; ancak olayın failini, kastı veya bütün hukuki şartları tek başına belirlemez. Savunmada olayın kronolojisi, hangi davranışın kabul veya reddedildiği, rapora ilişkin somut itirazlar, lehe deliller ve istenen araştırmalar açıklanmalıdır. İnternetten alınmış bir dilekçeyi yalnız ad ve dosya numarası değiştirerek kullanmak, dosyadaki asıl sorunu karşılamayabilir.
Yaralama davalarında genel olarak asliye ceza mahkemesi görev yapar; yaralama sonucunda ölüm gibi kanuni ceza üst sınırı on yılı aşan suçlarda ağır ceza mahkemesi ve özel görev kuralları gündeme gelir. Çocuklara özgü yargılama hükümleri saklıdır. Yer bakımından genel yetki, suçun işlendiği yer mahkemesindedir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır. Bir olay için ceza, şikâyet, uzlaştırma veya savunma değerlendirmesi yapılırken fiil tarihi, sağlık raporları ve dosyanın tüm delilleri birlikte incelenmelidir.
Hukuki dayanaklar
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.6–7, 21–23, 25, 29, 31, 35, 50–51, 66, 73 ve 86–89; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.12, 231, 253–254 ve geçici m.7; 5235 sayılı Kanun m.11–14. Özellikle 7550 sayılı Kanun m.9–10, 7571 sayılı Kanun m.17, 7589 sayılı Kanunla değişen CMK m.231 ve 7593 sayılı Kanun m.2 dikkate alınmıştır. Güncellik kontrolü: 7 Ekim 2026.
Hangi bilgi, hangi kaynağa dayanıyor?
Kaynaklar, kapsam ve güncellik notları aşağıda gösterilir.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu güncel resmî tam metin ↗
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu güncel resmî tam metin · Kaynak kaydı: 2026-10-07
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu güncel resmî tam metin ↗
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu güncel resmî tam metin · Kaynak kaydı: 2026-10-07
- 7550 sayılı Kanun TBMM kabul edilen tam metni ↗
7550 sayılı Kanun TBMM kabul edilen tam metni · Kaynak kaydı: 2026-10-07
- 7571 sayılı Kanun TBMM kabul edilen tam metni ↗
7571 sayılı Kanun TBMM kabul edilen tam metni · Kaynak kaydı: 2026-10-07
- 7593 sayılı Kanun TBMM kabul edilen tam metni ↗
7593 sayılı Kanun TBMM kabul edilen tam metni · Kaynak kaydı: 2026-10-07
- 5235 sayılı Kanun güncel resmî tam metin ↗
5235 sayılı Kanun güncel resmî tam metin · Kaynak kaydı: 2026-10-07
Yayın onayı: Av. Mertcan Turan tarafından verilmiştir. Yayın onayı ile kaynakların güncellik kontrolü farklıdır. Kaynak kayıtlarındaki tarih ve sınırlamaları inceleyin; işlem öncesinde yürürlükteki mevzuatı doğrulayın.
Sorumluluk reddi ve kullanım beyanı
Bu yayın genel bilgilendirme amaçlıdır; kişiye veya dosyaya özgü hukuki görüş, hukuki hizmet ya da sonuç garantisi değildir. Mevzuat ve uygulama değişebilir; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
İçeriği okumak, video izlemek, belge oluşturmak veya aracı kullanmak avukatlık ilişkisi kurmaz. Süreli işlemler için bu siteden yanıt veya randevu onayı beklemeyin. Bu beyan emredici mevzuattan doğan ve hukuken sınırlandırılamayan yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.
Yayın ve kullanım ilkeleri ↗MESLEKİ VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Av. Mertcan Turan
İzmir Barosu · Sicil 17004 · Bornova, İzmir
Bu bölüm yalnız kimlik ve iletişim bilgisi sunar. İçeriğin okunması avukatlık ilişkisi kurmaz; sonuç veya hizmet taahhüdü içermez.
Mertcan Turan Hukuk ve Danışmanlık Ofisi