Bu rehber kimler için?
Genel bilgilendirmedir; somut dosya ve güncel resmî kaynaklar ayrıca incelenmelidir.
Kaynak ve inceleme kaydına git ↓Giriş
Ödeme emri aldıysanız önce belgenin takip türünü ve tebliğ tarihini belirleyin. Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borca veya imzaya itiraz için kural olarak tebliğden itibaren yedi gün içinde icra dairesine başvurulur. Bu açıklama bütün icra dosyalarının ortak süresi değildir. Kambiyo senetlerine özgü takip, kira tahliyesi ve ilamlı icrada farklı kurallar vardır. [1]
İlk gün hangi belgeler kontrol edilmeli
Ödeme emrini, tebligat zarfını veya elektronik tebligat kaydını ve dosyadaki takip talebini birlikte inceleyin. İcra dairesi ile dosya numarası, alacaklı, asıl alacak, işlemiş faiz, faiz başlangıcı/oranı, giderler ve borcun sebebi ayrı ayrı kontrol edilmelidir. Yapılmış ödemeler, iade, mahsup, zamanaşımı veya yanlış kişiye yöneltilen talep gibi savunmaların dayanaklarını koruyun.
Takip belgeye dayanıyorsa İİK m.61 uyarınca belgenin onaylı örneği ödeme emrine eklenir. Belge eksikliği, hangi usul yoluyla ve ne zaman ileri sürüleceği yönünden değerlendirilmelidir. Eksik evrak nedeniyle itiraz süresinin kendiliğinden durduğunu varsaymayın; dosyayı inceleyip gerekli başvuruları süresi içinde yapın. [1, m.58, 61]
Yedi gün nasıl hesaplanır
Genel haciz takibinde itiraz süresi hukuki tebliğ tarihine göre belirlenir; tebliğ günü gün hesabına katılmaz. Aradaki hafta sonları süreye dahildir. Son gün resmî tatile rastlarsa süre kanundaki kurala göre uzar. Örneğin özel bir tatil veya başka süre etkisi yoksa pazartesi tebliğ edilen ödeme emrinde yedi günlük süre sonraki pazartesi sona erer. [1, m.19, 62]
Elektronik tebligat, elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. UYAP’ta dosyayı görmek, SMS almak veya bir mesajı okumak, her olayda kanuni tebliğ tarihiyle aynı değildir. Elektronik kayıt ve tebligatın usulü görülmeden yalnız ekran görüntüsünden son gün hesaplanmamalıdır. [2, m.7/a]
Borca itiraz nereye ve nasıl yapılır
İtiraz, takibi yapan icra dairesine dilekçeyle veya sözlü beyanın tutanağa geçirilmesiyle yapılabilir. Başka bir icra dairesine başvuru da İİK m.62’deki gönderme ve masraf usulüyle mümkündür. Dilekçenin dosyaya alındığını ve başvuru tarihini gösteren belge saklanmalıdır. [1]
Başvuruda dosya, borçlu ve tebligat bilgileri ile itiraz iradesi anlaşılır olmalıdır. Borcun tamamına mı, bir bölümüne mi, faize mi, takip hakkına mı veya imzaya mı itiraz edildiği açıklaştırılır. Borçlu veya vekili, dava ve takip işlemlerine esas olacak yurt içi adresi de bildirir. Somut dosyaya uymayan hazır dilekçe, özellikle kısmi itiraz ve imza itirazında hak kaybına yol açabilir.
Alacaklıya “borcu kabul etmiyorum” demek, telefonla görüşmek, bir avukata belge göndermek veya ödeme planı istemek tek başına icra dairesine yapılmış itiraz değildir. Sıradan e-postanın usulüne uygun başvuru sayılacağı varsayılmamalıdır.
Kısmi itiraz ve imza itirazında nelere dikkat edilmeli
Borcun yalnız bir kısmına itiraz ediliyorsa itiraz edilen kısmın ve miktarın açıkça gösterilmesi gerekir. Kanun, bu açıklığın bulunmaması hâlinde itiraz edilmemiş sayılma sonucunu düzenler. İtiraz edilmeyen bölüm için takip devam edebilir. Bu yüzden toplam borç, kabul edilen ve itiraz edilen tutarlar birbiriyle uyumlu olmalıdır. [1, m.62, 66]
Takibin dayandığı senetteki imza size ait değilse bunun ayrıca ve açıkça bildirilmesi gerekir. Genel bir “borca itiraz ediyorum” cümlesi, imza inkârının yerine geçtiği varsayımıyla kullanılmamalıdır. İmza ayrıca inkâr edilmezse takip bakımından kabul edilmiş sayılabilir. İtirazın kaldırılması aşamasında şahsen bulunmaya ilişkin çağrı ve yaptırım ihtarları da ciddiyetle izlenmelidir. [1, m.62, 68/a]
Yetki itirazı, icra dairesinin yer bakımından yetkisine ilişkindir. Esasa ilişkin itirazla birlikte ileri sürülmesi ve yetkili görülen icra dairesinin doğru gösterilmesi bakımından İİK m.50 ile kıyasen uygulanan yetki kuralları incelenir. Yetki itirazı tek başına borcun bulunmadığını ileri sürmekle aynı değildir. [1; 3, m.19]
Süresinde itirazdan sonra ne olur
Genel haciz yolunda süresinde itiraz, takibi itiraz edilen kısım yönünden kendiliğinden durdurur. Bu aşamada alacaklı, belgesine ve uyuşmazlığa göre itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yoluna başvurabilir. Alacaklı için genel olarak itirazın tebliğinden itibaren altı aylık kaldırma ve bir yıllık iptal süreleri farklıdır. Borçluya gelen yeni mahkeme evrakı, önceki itirazın yapılmış olması gerekçesiyle cevapsız bırakılmamalıdır. [1, m.66–68/a]
İtiraz, borcu ortadan kaldıran bir mahkeme kararı değildir. Yargılama sonunda haksız itiraz ve kanuni koşullar varsa tazminat ile gider sorumluluğu doğabilir. Buna karşılık sırf itiraz edilmiş olması otomatik tazminat sebebi değildir. Dosyanın dayanakları ve savunmalar dürüstçe değerlendirilmelidir.
Süre kaçırıldıysa her şey bitmiş olur mu
Süresinde itiraz edilmezse takip kesinleşebilir ve haciz işlemlerine devam edilebilir. Ancak bu, borcun maddi hukuk bakımından kesin kabul edildiği veya tek seçeneğin ödeme olduğu anlamına gelmez. Hangi yolun kullanılabileceği, süreyi kaçırma sebebine ve dosyanın aşamasına bağlıdır. [1]
Gecikmiş itiraz: Borçlu, kusuru olmadan bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememişse İİK m.65 uygulanabilir. Engel kalktıktan itibaren üç gün içinde, en geç paraya çevirme işlemi bitmeden, mazeret delilleri ve itiraz sebepleriyle icra mahkemesine başvurulur. Hastalık veya afet adı yazmak tek başına yeterli değildir; olayın süresinde başvurmayı nasıl engellediği gösterilmelidir. Başvuru kendiliğinden takip durdurmaz; mahkemenin tedbir ve mazeretin kabulüne ilişkin kararları önemlidir.
Usulsüz tebligat: Tebligat usulüne aykırıysa öğrenme tarihi ve bunun hukuki sonuçları ayrıca incelenir. Tebligat Kanunu m.32’ye göre muhatabın öğrendiği tebligat belirli şartlarda geçerli sayılır ve bildirilen öğrenme tarihi önem kazanır. Tebliğ tarihinin düzeltilmesi talebiyle borca itirazın doğru mercide ve süresinde yapılması birlikte değerlendirilmelidir. Bu yol, kusursuz engel nedeniyle gecikmiş itirazla aynı değildir. [1, m.16; 2, m.32]
Menfi tespit: Gerçekte borçlu olunmadığının tespiti için dava açılabilir. Takip başladıktan sonra açılan menfi tespit davasında İİK m.72 uyarınca ihtiyati tedbirle takibin durdurulmasına karar verilemez; kanuni teminat ve diğer koşullarla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi istenebilir. Dava açılması veya suç duyurusu yapılması takibi otomatik durdurmaz.
Bu genel kuralın dava şartı arabuluculukla bağlantılı özel bir istisnası vardır. Arabuluculuk bürosuna başvurulduktan sonra başvuran aleyhine uyuşmazlık konusuyla ilgili icra takibi yapılırsa, başvuranın son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde menfi tespit davası açması ve talep etmesi hâlinde İİK m.72/2 uygulanır. Böylece kanuni teminat ve diğer koşullarla takibin durdurulması için ihtiyati tedbir istenebilir. Bu istisna, önceden başlamış bütün takiplere veya süresinden sonra açılan her davaya uygulanmaz. [4, m.18/A/16]
İstirdat: İtiraz edilmemesi veya itirazın kaldırılması yüzünden borçlu olunmayan para tamamen ödenmek zorunda kalınmışsa, İİK m.72’de ödeme tarihinden itibaren bir yıllık geri alma davası düzenlenir. Her ödemenin bu kapsama girdiği varsayılmamalı; ödeme nedeni, takip bağlantısı ve varsa devam eden menfi tespit davası incelenmelidir. [1]
İtiraz ile şikâyet aynı mı
Borca ve imzaya itiraz, alacak talebine karşı savunmadır. İcra organının hukuka aykırı işlemine karşı şikâyet farklı bir yoldur; kural olarak öğrenmeden itibaren yedi gün, bazı hâllerde süresiz şikâyet uygulanır. Şikâyet dilekçesinin verilmesi, borca itiraz edilmiş sayılmasını veya bütün icra işlemlerinin durmasını otomatik olarak sağlamaz. Başvurunun konusu, mercii ve istenen karar açıkça belirlenmelidir. [1, m.16, 22]
Özetle, ödeme emrini saklayın; takip türünü, hukuki tebliğ tarihini ve dosya belgelerini kontrol edin; itirazın doğru yere kaydedildiğini doğrulayın. Süre geçirilmiş görünse bile tebligat ve özel başvuru yolları gecikmeden incelenmelidir. Kaynak kontrol tarihi 8 Ekim 2026’dır; bu rehber somut dosya hakkında sonuç garantisi vermez.
Hangi bilgi, hangi kaynağa dayanıyor?
Kaynaklar, kapsam ve güncellik notları aşağıda gösterilir.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ↗
m.16, m.19, m.22, m.50, m.58–68/a, m.72 · Kaynak kaydı: 2026-10-08
- Kaynak paketindeki [1] numaralı atıf
Paketin kayıtlı kapsamı ile sınırlı; bağımsız güncel hukuk ve erişim QA'sı bekleniyor.
- 7201 sayılı Tebligat Kanunu ↗
m.7/a, m.32 · Kaynak kaydı: 2026-10-08
- Kaynak paketindeki [2] numaralı atıf
Paketin kayıtlı kapsamı ile sınırlı; bağımsız güncel hukuk ve erişim QA'sı bekleniyor.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ↗
m.19 · Kaynak kaydı: 2026-10-08
- Kaynak paketindeki [3] numaralı atıf
Paketin kayıtlı kapsamı ile sınırlı; bağımsız güncel hukuk ve erişim QA'sı bekleniyor.
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ↗
m.18/A/16 · Kaynak kaydı: 2026-10-08
- Kaynak paketindeki [4] numaralı atıf
Paketin kayıtlı kapsamı ile sınırlı; bağımsız güncel hukuk ve erişim QA'sı bekleniyor.
Yayın onayı: Av. Mertcan Turan tarafından verilmiştir. Yayın onayı ile kaynakların güncellik kontrolü farklıdır. Kaynak kayıtlarındaki tarih ve sınırlamaları inceleyin; işlem öncesinde yürürlükteki mevzuatı doğrulayın.
Sorumluluk reddi ve kullanım beyanı
Bu yayın genel bilgilendirme amaçlıdır; kişiye veya dosyaya özgü hukuki görüş, hukuki hizmet ya da sonuç garantisi değildir. Mevzuat ve uygulama değişebilir; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
İçeriği okumak, video izlemek, belge oluşturmak veya aracı kullanmak avukatlık ilişkisi kurmaz. Süreli işlemler için bu siteden yanıt veya randevu onayı beklemeyin. Bu beyan emredici mevzuattan doğan ve hukuken sınırlandırılamayan yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.
Yayın ve kullanım ilkeleri ↗MESLEKİ VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Av. Mertcan Turan
İzmir Barosu · Sicil 17004 · Bornova, İzmir
Bu bölüm yalnız kimlik ve iletişim bilgisi sunar. İçeriğin okunması avukatlık ilişkisi kurmaz; sonuç veya hizmet taahhüdü içermez.
Mertcan Turan Hukuk ve Danışmanlık Ofisi