Bu rehber kimler için?
Genel bilgilendirme içindir. Kaynak kayıt tarihleri yürürlük ve somut dosya incelemesinin yerine geçmez; bu içerik sonuç veya süre garantisi vermez.
Kaynak ve inceleme kaydına git ↓Kısa cevap
Bir şirketin konkordatoya başvurması, size olan borcunu silmez. Ancak mahkeme şirkete mühlet verdiğinde, yani kanundaki koruma süresini başlattığında, çoğu alacak için icra yoluyla tahsilat durur. Sürecin sonunda tasdik edilen, yani mahkemenin onayladığı ödeme planı, alacağınızın bir bölümünden vazgeçmenizi veya daha uzun süre beklemenizi gerektirebilir. Siz bu plana hayır deseniz de planla bağlı kalabilirsiniz.
Buna rağmen bütün yollar kapanmış değildir. Alacağınızı konkordato dosyasına bildirebilir, borç inkâr ediliyorsa dava açabilir, ödeme teklifine itiraz edebilir ve şartları varsa kefile ya da çek üzerindeki diğer borçlulara başvurabilirsiniz. Hangi yolun açık olduğunu belirleyen, yalnızca şirketin konkordatoda olması değil, alacağınızın ne zaman doğduğu ve kimin hangi sıfatla sorumlu olduğudur.
Bu yazı, mal veya hizmet satmış, bedelini henüz alamamış alacaklılar içindir. Açıklamalar 2 Ekim 2026 itibarıyladır.
İcra takibi başlatabilir miyim, başlamış takibim ne olur?
Sadece konkordato başvurusu yapılmış olması, takipleri kendiliğinden durdurmaz. Genel takip yasağı mahkemenin geçici mühlet kararıyla başlar. Şirketin gönderdiği bir e-posta veya basın açıklaması, mahkeme kararı yerine geçmez. Kararın hangi şirket hakkında ve hangi tarihten itibaren verildiğini öğrenmek bu yüzden önemlidir.
Mühlet devam ederken, önceden doğmuş sıradan bir fatura alacağı için şirkete karşı yeni icra takibi başlatamazsınız. Daha önce başlattığınız takip de durur. Alacağın çek veya senede bağlanmış olması, bu yasağı tek başına aşmanızı sağlamaz. Dava kazanmış olmanız da mühlet sırasında hemen haciz yaptırabileceğiniz anlamına gelmez.
Alacağımı nereye bildireceğim, 15 günü kaçırırsam ne kaybederim?
Alacağınızı, mahkemenin atadığı konkordato komiserine bildirmelisiniz. Yalnızca müşterinize ödeme hatırlatması göndermeniz yeterli değildir.
Komiser, alacaklıları ilan tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklarını bildirmeye çağırır. Bu süre, her konkordato haberinin yayımlanmasıyla başlamaz. Aranacak ilan, alacakların bildirilmesi için yapılan çağrıdır. Geçici mühlet ilanındaki yedi günlük itiraz süresi başka bir konuyla ilgilidir.
Resmî ilanlar Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile Basın İlan Kurumunun ilan portalından izlenebilir. Adresi bilinen alacaklılara ilan örneği posta ile de gönderilir. Ancak kanun 15 günü ilan tarihine bağladığı için mektubun elinize ulaşmasını beklemeyin. Başvurunun nereye ve nasıl yapılacağı ilgili çağrıda gösterilir.
Bildirimin amacı, “Bu şirket bana şu sebeple şu kadar borçlu” demek ve bunu kanıtlamaktır. Mal sattıysanız fatura ile teslim belgesini birlikte sunun: Fatura bedeli gösterir, teslim belgesi malın müşteriye verildiğini ortaya koyar. Ödenen kısmı düşerek kalan tutarı belirtin. Çek aldıysanız çeki de bildirin; fakat aynı satış bedelini hem fatura hem çek adı altında iki ayrı alacak gibi toplamayın. Daha önce icra takibi yapmış olmanız bu bildirimin yerine geçmez.
15 günü kaçırmak, alacağın silinmesi demek değildir. Ancak alacağınız borçlunun bilançosunda da kayıtlı değilse, konkordato projesinin görüşmelerine kabul edilmezsiniz. Bu, ödeme teklifinin oylanmasına katılamamanız gibi ciddi bir sonuç doğurur. Kendi muhasebenizde alacak görünmesi, borçlunun bilançosunda da doğru tutarla kayıtlı olduğunuzu göstermez.
Süre geçmişse yine de alacağınızın borçlu kayıtlarında ve konkordato dosyasında bulunup bulunmadığını öğrenin. Borç inkâr ediliyorsa aşağıdaki dava yolu önem kazanır. Alacağınızı kanıtlamanız hâlinde de konkordatoya tabi bir borcu, sırf zamanında bildirmediğiniz için planın dışında ve tam tutarla tahsil edemezsiniz. Alacak bildirimi ve sonuçları, İİK 299'da düzenlenmiştir.
Bazı alacaklar için icraya devam edilebilir mi?
Alacağınızın güvencesi veya doğduğu tarih, icraya başvurup başvuramayacağınızı değiştirebilir:
- Rehin veya ipotek varsa: Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya sürdürülebilir; fakat mühlet içinde muhafaza ve satış kural olarak yapılamaz. İşletmenin kullanmayacağı, değeri düşecek veya korunması masraflı olacak rehinli malın satışına mahkemece izin verilmesi mümkündür.
- Kanundaki birinci sıra imtiyazlı alacak söz konusuysa: Kanunun birinci sırada koruduğu alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir. İşçinin her alacağı sınırsız biçimde bu gruba girmez; kanundaki tür ve dönem şartları aranır.
- Geçici mühlet sonrasında komiser izniyle yeni bir borç doğmuşsa: Borçlu ödeme bakımından temerrüde düştüğünde, yani ödeme yükümlülüğünü zamanında yerine getirmediğinde, bu borç mühlet sırasında da takibe konu edilebilir. Yalnızca faturanın yeni tarihli olması yeterli değildir.
Müşteriye mal vermeye devam ediyorsanız, yeni satışın bedelini eski borçla birlikte beklemek zorunda olup olmadığınız komiser iznine göre değişebilir. İlgili istisnalar 7327 sayılı Kanun'la değişen İİK 295 ve 308/c hükümlerinde düzenlenmiştir.
Önceden konulan haciz, mühlet verildiği anda kendiliğinden kalkmaz. Fakat takip durduğu için hacizli malı satarak tahsilata devam edemezsiniz. Konkordato bağlayıcı hâle geldiğinde, geçici mühlet öncesindeki takiplerde konulmuş ve henüz paraya çevrilmemiş hacizler, İİK 308/ç'deki istisnalar dışında hükümden düşer. Dolayısıyla “Haczi erken koydum, konkordato beni etkilemez” düşüncesi doğru değildir.
Şirket borcunu kabul etmiyorsa dava açabilir miyim?
Evet. Mühletin getirdiği takip yasağı, alacağın varlığı ve miktarı hakkında dava açılmasını genel olarak engellemez. Daha önce açılmış alacak davası da sırf konkordato nedeniyle durmaz. Bununla birlikte, dava sonunda verilen kararı icraya koyabilmek mühlet ve ödeme planına ilişkin kurallara bağlıdır.
Borçlunun kabul etmediği bölüm, dosyada çekişmeli alacak olarak adlandırılır. Komiserin incelemesi ya da konkordato mahkemesinin sizi oylamaya belli bir tutarla kabul etmesi, alacağın esası hakkında kesin hüküm değildir. Borcun gerçekten bulunup bulunmadığı alacak davasında çözülebilir.
Borçlu alacağınıza itiraz etmişse, tasdik kararının ilanından itibaren bir aylık dava süresini de kaçırmamalısınız (İİK 308/b). Mahkeme, tartışmalı alacağa ödeme planında düşen paranın dava sonuçlanıncaya kadar bankada tutulmasına karar verebilir. Süresinde dava açmazsanız bu ayrılmış paydan ödeme isteyemezsiniz; para borçluya geri verilir. Burada kaybedilen, alacağın kendisi değil, ayrılmış paradan yararlanma hakkıdır.
Varsayımsal örnek: Bir mobilya üreticisine 900 bin TL'lik mal sattınız. Müşteri 600 bin TL'yi kabul ediyor, 300 bin TL için malın teslim edilmediğini söylüyor. Elinizde imzalı teslim belgesi bulunması, bu itirazın cevabıdır. Alacağın tamamını bildirip belgeleri sunarsınız; kabul edilmeyen 300 bin TL için dava açabilirsiniz. Sonradan mahkeme sizi haklı bulsa bile, konkordato bu borcu kapsıyorsa ödeme onaylanan planın şartlarına göre yapılır. Davayı kazanmak, planın indirimini veya vadesini tek başına ortadan kaldırmaz.
Ticari nitelikteki para alacağı davalarında, kanuni istisnalar dışında, dava açmadan önce arabulucuya başvurmak gerekir. Bu yüzden bir aylık süreyi yalnızca “Dilekçeyi son gün veririm” diye planlamayın. Dava şartı arabuluculukta başvuru ile son tutanak arasındaki süre için kanuni durma hükümleri vardır. Daha önce açılmış bir davanız bulunuyorsa da aynı alacak için ikinci bir dava açmak yerine mevcut davanın konkordato dosyasına bildirilmesi ve ayrılmış payın korunması sağlanmalıdır. Ticari davalarda arabuluculuk kapsamının güncel düzenlemesi için 7445 sayılı Kanun'un 31. maddesine bakılabilir.
Elimde çek veya senet varsa yine beklemek zorunda mıyım?
Çeki veya senedi konkordatodaki şirket düzenlemişse, bu şirkete karşı kambiyo takibi de kural olarak takip yasağına takılır. Elinizde kıymetli evrak bulunması, alacağı kendiliğinden rehinli veya imtiyazlı hâle getirmez.
Ancak çek üzerinde başka sorumlular bulunabilir. Müşteriniz, başka bir şirketin düzenlediği çeki size ciro etmiş olabilir. Çekte aval, yani bir imza sahibinin borcu için verilmiş kambiyo güvencesi de bulunabilir. Konkordato koruması yalnızca karar kapsamındaki borçlu için geçerlidir. Diğer çek borçluları hakkında da mühlet kararı yoksa, onlara başvurma imkânı sırf müşterinizin konkordatosu nedeniyle kapanmaz.
Çeki çekmecede bekletmek ise hak kaybına yol açabilir. Komisere alacak bildirimi, çeki bankaya ibraz etmenin yerine geçmez. Çek hukukundaki ibraz ve ödenmemenin tespiti şartlarını korumak gerekir. Türk Ticaret Kanunu'nun 808. maddesi, çek borçlularına başvuru hakkını zamanında ibraz ve ödenmemenin usulüne uygun belirlenmesiyle ilişkilendirir. Senetlerde de başvurulacak kişinin sıfatına göre ibraz ve protesto kuralları önem taşır. “İcra durduğuna göre bütün süreler durdu” varsayımıyla hareket etmeyin. Çekte başvuru şartları, TTK 808 ve 809'da açıklanmıştır.
Şirketin ortağına ya da kefiline başvurabilir miyim?
Bir limited veya anonim şirketin ortağı, sadece ortak olduğu için şirketin size olan fatura borcundan kişisel olarak sorumlu olmaz. “Şirket ödemiyorsa sahibinin evine haciz koydururum” sonucuna doğrudan gidilemez. Ortağın geçerli bir kefalet, aval veya başka bir kişisel borç üstlenmiş olması farklıdır. Kişisel sorumluluk doğuran ayrı bir hukuki sebep gerekir.
Geçerli kefalet varsa ve kefil kendi adına mühlet almamışsa, şirketin konkordatosu kefile başvurmanızı tek başına engellemez. Yine de kefaletin tutar sınırı ve kefile ne zaman başvurabileceğinize ilişkin şartlar geçerlidir.
Buradaki önemli ayrıntı, ödeme planına vereceğiniz oyun kefile karşı hakkınızı etkileyebilmesidir. Kanuna göre konkordatoyu kabul etmeyen alacaklı, birlikte sorumlu kişilere karşı haklarını korur. Planı kabul eden alacaklı da haklarını koruyabilir; ancak kanundaki işlemleri önceden yapmalıdır. Kendi haklarını ödeme karşılığında birlikte sorumlu kişiye devretmeyi teklif etmesi ve toplantının yerini, gününü en az on gün önce bildirmesi gerekir. Diğer bir yol da bu kişilere toplantıya katılma yetkisi verip kararlarını kabul edeceğinizi taahhüt etmektir (İİK 303).
Varsayımsal örnek: Şirketten 1 milyon TL alacağınız ve bu tutarı kapsayan geçerli bir müteselsil kefaletiniz var. Şirket, borcun yüzde 70'ini taksitle ödemeyi teklif ediyor. Siz hayır oyu kullansanız da proje tasdik edilirse şirkete karşı 700 bin TL'lik plana tabi olabilirsiniz. Buna karşılık kefile karşı korunan hakkınız yalnızca bu 700 bin TL ile sınırlanmaz; kefaletin kapsamı ve başvuru şartları içinde asıl borç için talepte bulunabilirsiniz. Şirketten veya kefilden aldığınız ödemeler toplam borçtan düşer; aynı alacağı iki kez tahsil edemezsiniz. Evet oyu verecekseniz, kefile karşı hakkı koruyan işlemlerin toplantıdan önce yapılmış olması bu nedenle önemlidir.
Ödeme planına hayır dersem yine de beni bağlar mı?
Evet, konkordatoya tabi bir alacak için ret oyu tek başına planın dışında kalmanızı sağlamaz. Kanundaki çoğunluk sağlanır ve mahkeme tasdik ederse, kabul etmeyen alacaklı da kapsam içindeki borç bakımından planla bağlı olur.
Çoğunluk hesabında hem alacaklı sayısı hem alacak tutarı dikkate alınır. Her alacak ve her alacaklı bu hesaba girmez. Bu yüzden tek bir büyük alacaklının evet demesi her durumda yeterli değildir; sizin hayır demeniz de her durumda projeyi durdurmaz.
Bununla birlikte itirazın somut işlevi vardır. Şirketin gerçek dışı alacaklarla çoğunluk oluşturduğu, ödeme için gösterdiği kaynağın bulunmadığı veya teklif edilen tutarın kanuni şartları karşılamadığı ileri sürülebilir. Mahkeme, çoğunluk sağlansa bile teklifin kanuni şartlara uyup uymadığını inceler. Örneğin teklif edilen tutarın, iflasta elde edilebilecek muhtemel tutardan fazla olması gerekir.
Tasdik duruşmasında itirazlarını sunacak alacaklı, gerekçelerini duruşmadan en az üç gün önce yazılı bildirmelidir. Sadece toplantıda hayır demiş olmak bu işlemin yerine geçmez. Tasdik kararına karşı itiraz eden diğer alacaklılar için istinaf süresi, kararın ilanından itibaren iki haftadır. Eski yazılardaki on günlük süre güncel kararlar için doğru değildir. 7499 sayılı Kanun'la değişen bu süre, 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlara uygulanır.
Mahkeme planı onayladığında paramı ne zaman ve ne kadar alırım?
Cevap tasdik kararındaki ödeme takvimindedir. Konkordatonun onaylanması, bütün alacakların o gün ödeneceği anlamına gelmez. Kararda indirim yapılıp yapılmadığı, ilk ödemenin tarihi ve taksitler gösterilir. Ödeme başlangıcı kararın kesinleşmesine bağlanmışsa, ilk vade buna göre belirlenir.
Kural olarak konkordato tasdik kararıyla bağlayıcı olur. Ancak projede, bağlayıcılığın kararın kesinleşmesiyle başlayacağı da kararlaştırılabilir. Bu durumda mühletin etkileri, kanuni istisnalar saklı kalmak üzere o zamana kadar sürer. Bu nedenle yalnızca “Konkordato kabul edildi” haberinden hareketle icraya yeniden başlanamaz.
Bu zorunlu plan, bütün alacakları kapsamaz. Rehinle karşılanan bölüm, kanunun birinci sırada koruduğu imtiyazlı alacaklar, 6183 sayılı Kanun kapsamındaki kamu alacakları ve komiser izniyle doğmuş yeni borçlar için ayrı hükümler uygulanır. Sıradan bir fatura alacağıyla bu alacakların aynı indirime tabi olacağı varsayılmaz.
Borçlunun size özel olarak “Sen kabul et, plandakinden fazlasını sonra öderim” demesine de güvenmeyin. İİK 308/d, bir alacaklıya konkordato projesinde öngörülenden fazla yapılan vaatleri hükümsüz sayar. Gizli bir yan söz, tasdik edilen indirimden kurtulmanın güvenli yolu değildir.
Taksitler ödenmezse alacağımın tamamını yeniden isteyebilir miyim?
Borçlu size karşı onaylanan planı yerine getirmiyorsa, İİK 308/e uyarınca konkordatonun sizin yönünüzden feshini isteyebilirsiniz. Başvuru, konkordatoyu tasdik eden mahkemeye yapılır. Bu yol, borçlunun kötü niyetli olduğunu ayrıca kanıtlama şartına bağlı değildir; size karşı projedeki ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olması esas alınır.
Fesih kararıyla, konkordatonun sizin alacağınıza getirdiği indirim ve vade sınırlamalarından kurtulup önceki alacak hakkınıza dönebilirsiniz. Daha önce aldığınız ödemeler korunur ve borçtan düşülür. Ancak şirketin bir taksiti geciktirmesi, mahkeme kararı olmadan bütün alacaklılar bakımından konkordatoyu kendiliğinden kaldırmaz.
Mahkemeye anlatılacak mesele somuttur: Plana göre hangi tarihte ne kadar ödenmeliydi, gerçekte ne kadar ödendi ve kalan tutar nedir? Bu nedenle tasdik kararı ve banka hareketleri burada doğrudan delildir. Borçlunun “Biraz daha bekleyin” demesi, karardaki vadeyi kendiliğinden değiştirmez.
Konkordato baştan kötü niyetle elde edilmişse İİK 308/f'deki tamamen fesih yolu söz konusu olabilir. Kendi taksidinizin ödenmemesi ile konkordatonun bütününü sakatlayan kötü niyet aynı iddia değildir. Kısmen fesih sizin alacağınızı, tamamen fesih ise konkordatonun bütününü etkiler. Kısmen ve tamamen fesih yolları İİK 308/e ve 308/f'de düzenlenmiştir. Kısmen fesih hükmüne karşı istinaf süresi, 2024 değişikliği uyarınca tebliğden itibaren iki haftadır.
Konkordato reddedilirse şirket mutlaka iflas mı eder?
Hayır. Konkordatonun reddi her durumda otomatik iflas anlamına gelmez. Tasdik aşamasındaki ret için İİK 308, borçlunun iflasa tabi olmasını ve doğrudan iflas sebeplerinden birinin bulunmasını arar. Kesin mühlet sırasında ise farklı bir hüküm vardır: İflasa tabi borçlunun konkordatosunun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması gibi İİK 292'de sayılan hâllerde mahkeme, mühleti kaldırıp ret ve iflas kararı verir. Bu yüzden ret kararının hangi sebeple verildiği önemlidir.
Koruma sona ermiş ve iflas kararı verilmemişse, alacaklılar kural olarak yeniden bireysel takip yollarına başvurabilir. İflas kararı verilmişse tahsilat, şirketin malvarlığının topluca tasfiye edildiği iflas sürecine geçer; alacağın iflas dosyasına kaydı ve sırası önem kazanır. Her iki durumda da ret kararı, paranın hemen ödeneceği güvencesini vermez.
Şirketten gelen “Konkordatodayız, bekleyeceksiniz” cevabı, alacaklının hiçbir şey yapamayacağı anlamına gelmez. Beklemeniz gereken ödeme ile bugün kullanmanız gereken hakkı ayırmak, sürecin sonunda ne kadar tahsil edebileceğiniz açısından önemlidir.
Hangi bilgi, hangi kaynağa dayanıyor?
Kaynaklar, kapsam ve güncellik notları aşağıda gösterilir.
- Alacak bildirimi ve sonuçları, İİK 299'da düzenlenmiştir. ↗
Alacak bildirimi ve sonuçları, İİK 299'da düzenlenmiştir. · Kaynağa erişim: 2026-10-02
- 7327 sayılı Kanun'la değişen İİK 295 ve 308/c hükümlerinde ↗
7327 sayılı Kanun'la değişen İİK 295 ve 308/c hükümlerinde · Kaynağa erişim: 2026-10-02
- Ticari davalarda arabuluculuk kapsamının güncel düzenlemesi için 7445 sayılı Kanun'un 31. maddesine bakılabilir. ↗
Ticari davalarda arabuluculuk kapsamının güncel düzenlemesi için 7445 sayılı Kanun'un 31. maddesine bakılabilir. · Kaynağa erişim: 2026-10-02
- Çekte başvuru şartları, TTK 808 ve 809'da açıklanmıştır. ↗
Çekte başvuru şartları, TTK 808 ve 809'da açıklanmıştır. · Kaynağa erişim: 2026-10-02
- 7499 sayılı Kanun'la değişen bu süre, 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlara uygulanır. ↗
7499 sayılı Kanun'la değişen bu süre, 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlara uygulanır. · Kaynağa erişim: 2026-10-02
Yayın onayı: Av. Mertcan Turan tarafından verilmiştir. Yayın onayı ile kaynakların güncellik kontrolü farklıdır. Kaynak kayıtlarındaki tarih ve sınırlamaları inceleyin; işlem öncesinde yürürlükteki mevzuatı doğrulayın.
İlgili okuma ve çalışma çerçevesi
Görüşmenin kapsamı, zamanı ve ücret bilgisi ayrıca netleştirilir. Bu konu için görüşme taslağı hazırlayın
Sorumluluk reddi ve kullanım beyanı
Bu yayın genel bilgilendirme amaçlıdır; kişiye veya dosyaya özgü hukuki görüş, hukuki hizmet ya da sonuç garantisi değildir. Mevzuat ve uygulama değişebilir; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
İçeriği okumak, video izlemek, belge oluşturmak veya aracı kullanmak avukatlık ilişkisi kurmaz. Süreli işlemler için bu siteden yanıt veya randevu onayı beklemeyin. Bu beyan emredici mevzuattan doğan ve hukuken sınırlandırılamayan yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.
Yayın ve kullanım ilkeleri ↗MESLEKİ VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Av. Mertcan Turan
İzmir Barosu · Sicil 17004 · Bornova, İzmir
Bu bölüm yalnız kimlik ve iletişim bilgisi sunar. İçeriğin okunması avukatlık ilişkisi kurmaz; sonuç veya hizmet taahhüdü içermez.
Mertcan Turan Hukuk ve Danışmanlık Ofisi