Bisud: Faydasız; Yararsız
Hukuk dilinde “bisud” terimi, bir işlemin, eylemin veya durumun “faydasız” veya “yararsız” olduğunu ifade etmek için kullanılan teknik bir kavramdır. Bu terim, özellikle bir hukuki işlemin amacına ulaşamayacak, hiçbir pratik sonuç doğurmayacak veya hukuki bir etki yaratmayacak nitelikte olduğunu belirtmek amacıyla kullanılır. Bisud kavramı, hukuki muhakemede, bir talebin, itirazın veya işlemin esaslı incelemesine gerek kalmadan, baştan reddedilebileceğini veya dikkate alınmasının anlamsız olduğunu ortaya koyar. Kavram, hukuk sisteminin verimliliğini ve ciddiyetini korumak adına, kaynak israfına yol açabilecek veya hukuki süreçleri gereksiz yere uzatabilecek eylemleri tanımlamada işlev görür.
Bisud olarak nitelendirilen bir durum, genellikle hukuki bir sonuç doğurmaz veya tarafların hukuki durumunda bir değişiklik yaratmaz. Örneğin, artık geçerliliği kalmamış bir kanun hükmüne dayanarak yapılan bir başvuru veya hukuken korunmayan bir menfaati ileri süren bir talep, bisud olarak değerlendirilebilir. Bu kavramın anlaşılması, hem hukuk uygulayıcıları hem de vatandaşlar açısından, zaman ve emek kaybını önlemek ve hukuki süreçleri daha etkin yönetmek açısından önem taşımaktadır.
Bisud kavramının hukuki tanımı ve kökeni nedir?
Bisud terimi, Arapça kökenli olup Türk hukuk diline yerleşmiş teknik bir tabirdir. Kelime anlamı itibarıyla “faydasız, boş, yararsız” demektir. Hukuki terminolojide ise, bir dava, talep, itiraz veya hukuki işlemin, hukuki bir sonuç doğurma potansiyeli taşımadığı, dolayısıyla incelenmesinin veya üzerinde durulmasının gereksiz olduğu durumları ifade eder.
Bisud teriminin etimolojik ve hukuki kökeninin incelenmesi
Terim, Osmanlı hukuk geleneğinden modern Türk hukuk sistemine intikal etmiştir. Geleneksel fıkıh literatüründe de benzer kavramlar mevcuttur. Modern hukukta ise, özellikle usul hukukunda (medeni usul hukuku, idari yargılama usulü hukuku) sıklıkla karşımıza çıkar. Bir talebin bisud niteliğinde olup olmadığına, genellikle mahkeme veya idari merci tarafından, yapılan ön inceleme (ön araştırma) aşamasında karar verilir. Bu karar, talebin esasına girilmeden, usulen reddine yol açar.
Bisudluk, mutlak ve nispi olmak üzere iki şekilde ortaya çıkabilir. Mutlak bisudluk, talep veya işlemin her koşulda ve herkese karşı faydasız olması halidir. Nispi bisudluk ise, belirli bir duruma veya tarafa göre faydasız olmasıdır. Hukuk mahkemeleri, bir davayı bisud nitelikte gördüklerinde, davanın esası hakkında bir karar vermek yerine, usulden reddine hükmederler. Bu, yargılama ekonomisi ilkesinin bir gereğidir.
Bisud kavramı hangi hukuki alanlarda ve nasıl kullanılır?
Bisud kavramı, hukukun birçok dalında, farklı bağlamlarda uygulama alanı bulur. En yaygın kullanımı, yargılama süreçlerinde tarafların ileri sürdüğü taleplerin değerlendirilmesi sırasındadır. Ancak kavram, sadece yargısal süreçlerle sınırlı değildir; idari işlemler ve sözleşmeler gibi alanlarda da geçerlidir.
Borçlar hukukunda bisud kavramının uygulama örnekleri
Borçlar hukukunda, imkansızlaşan veya baştan itibaren imkansız olan bir edimin ifası yönündeki talep, bisud olarak nitelendirilir. Örneğin, yangında yok olmuş belirli bir eşyanın teslimini talep eden bir dava, konusu imkansız olduğu için bisuddur. Benzer şekilde, hukuka veya ahlaka aykırı bir edimin ifasını talep etmek de bisud bir taleptir. Ayrıca, Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca, borcun ifasından sonra ifanın geri istenmesi (sebepsiz zenginleşme hariç) genellikle bisud bir talep olarak değerlendirilir.
İdare hukukunda faydasız işlemlerin bisud olarak nitelendirilmesi
İdare hukukunda, bir idari işleme karşı açılan iptal davasında, eğer işlem dava açıldığı tarihte zaten kendiliğinden ortadan kalkmışsa (örneğin, süreli bir işlemin süresinin dolması), dava konusunun ortadan kalktığı gerekçesiyle dava bisud olarak değerlendirilebilir. Aynı şekilde, idari bir başvuruya verilecek olumlu bir cevabın artık başvurucuya somut bir yarar sağlamayacağı durumlarda, başvuru bisud nitelik kazanabilir. Danıştay ve idare mahkemeleri, bu tür durumlarda, davanın veya başvurunun bisud olduğuna karar vererek esas incelemeye geçmezler.
Bisud’un hukuk sistemindeki pratik sonuçları nelerdir?
Bir talebin veya işlemin bisud olarak nitelendirilmesi, önemli hukuki sonuçlar doğurur. En temel sonucu, hukuki sürecin o noktada sona ermesi veya ilgili işlemin hukuki bir etki doğurmamasıdır. Bu durum, yargısal ve idari kaynakların etkin kullanımını sağlar ve tarafları gereksiz masraf ve zaman kaybından korur.
Bir işlemin bisud sayılması için gerekli hukuki şartlar
Bir işlemin veya talebin bisud sayılabilmesi için, genellikle iki temel şartın birlikte gerçekleşmesi aranır. İlk şart, işlemin veya talebin hukuki bir sonuç doğurma amacına yönelik olmasına rağmen, bu amacı gerçekleştirme imkanının bulunmamasıdır. İkinci şart ise, bu durumun objektif olarak tespit edilebilir olmasıdır; yani, ilgili merci, somut olayın koşullarını değerlendirerek, talebin faydasız olduğu sonucuna varabilmelidir. Subjektif değerlendirmeler veya ileriye dönük belirsiz ihtimaller, bisudluk kararı vermek için yeterli değildir.
Bisud hükmünün taraflar üzerindeki hukuki etkileri
Bir mahkeme veya idari merci tarafından verilen “bisud” kararı, genellikle nihai bir karardır ve talebi usulen reddeder. Bu karar, genellikle talebin esası hakkında bir hüküm içermez; sadece talebin incelenmeye değer olmadığını belirtir. Ancak, bisudluk kararı verilmesi, altta yatan hukuki ilişki veya uyuşmazlığı ortadan kaldırmaz. Taraflar, eğer varsa, başka bir hukuki yol veya talep ile haklarını aramaya devam edebilirler. Önemli olan, bisudluk kararının, sadece o spesifik talep veya işlem bağlamında geçerli olduğudur. Bu nedenle, bisudluk kararına konu olan bir durum, farklı bir hukuki sebep veya taleple tekrar gündeme getirilebilir.
Sonuç olarak, bisud kavramı, hukuk sisteminin işleyişinde önemli bir filtreme işlevi görür. Hukuki süreçlerin ciddiyetini korur, yargı ve idare organlarının iş yükünü hafifletir ve tarafları gereksiz yargılama masraflarından korur. Kavramın doğru anlaşılması ve uygulanması, hem hak arayan bireyler hem de hukuk uygulayıcıları için süreçlerin daha sağlıklı ve verimli ilerlemesine katkıda bulunur. Hukuki bir talepte bulunmadan önce, talebin bisud olup olmadığının değerlendirilmesi, etkin bir hak arama yönteminin parçasıdır.