İmzaya itiraz durumunda ispat yükü, temel olarak imzanın kendisine ait olduğunu iddia eden taraftadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na (HMK) göre, bir belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia eden kişi (borçlu), bu iddiasını ileri sürdüğünde, imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama sorumluluğu alacaklıya geçer.
İmzaya İtiraz İspat Yükü Nedir?
Bir borç ilişkisini veya hukuki bir durumu kanıtlayan belgenin (senet, sözleşme vb.) altındaki imzanın, adına atılmış görünen kişi tarafından reddedilmesi durumuna “imzaya itiraz” denir. Bu durumda en kritik soru şudur: İmzanın gerçek olduğunu kim kanıtlamak zorunda? İşte bu soruya verilen cevap “ispat yükü” kavramını oluşturur.
2026 yılı itibarıyla, Türk Hukuk Sistemi’nde HMK’nın 207. maddesi bu konuyu net bir şekilde düzenler. Kural olarak, adi bir senet altındaki imzayı inkar eden tarafın iddiası üzerine, ispat yükü imzanın gerçek olduğunu savunan tarafa, yani genellikle alacaklıya düşer.
İspat Yükünün Dağılımı: Durumlara Göre Analiz
İspat yükünün kimde olduğu, belgenin türüne ve hukuki sürecin aşamasına göre değişiklik gösterebilir. Aşağıdaki tablo, 2026 yılındaki güncel durumu özetlemektedir:
| Durum | İspat Yükü Kimde? | Dayanak |
|---|---|---|
| Adi Senette (Örn: Bono, Kira Sözleşmesi) İmza İnkarı | Alacaklı (İmzanın borçluya ait olduğunu ispatlamalı) | HMK m. 207 |
| Resmi Senette (Örn: Noter Senedi) İmza İnkarı | Borçlu (Belgenin sahte olduğunu ispatlamalı) | HMK m. 204 |
| İcra Takibinde İmza İtirazı (İİK 68/a) | Alacaklı (İcra Mahkemesi’nde imzanın borçluya ait olduğunu ispatlamalı) | İİK m. 68/a |
İmza İncelemesi Süreci Adım Adım Nasıl İşler?
Mahkeme, imzanın sahte olup olmadığını anlamak için genellikle bir bilirkişi incelemesi yaptırır. Bu süreç şu adımları içerir:
- Karşılaştırma Belgelerinin Sunulması: Mahkeme, imzasını inkar eden taraftan, daha önce resmi kurumlar veya bankalar nezdinde attığı imzaları (samimi imzalar) içeren belgeleri sunmasını ister.
- Bilirkişi Atanması: Alanında uzman bir grafolog veya adli tıp uzmanı, mahkeme tarafından bilirkişi olarak atanır.
- Teknik İnceleme: Bilirkişi, itiraz edilen imza ile karşılaştırma imzalarını; basınç, eğim, hız, harflerin yapısı gibi bilimsel kriterlere göre inceler. Gelişmiş dijital analiz yöntemleri de bu aşamada devreye girer.
- Raporun Hazırlanması: Bilirkişi, yaptığı incelemeler sonucunda imzanın ilgili kişiye ait olup olmadığına dair kanaatini gerekçeleriyle birlikte detaylı bir rapor halinde mahkemeye sunar.
- Mahkemenin Değerlendirmesi: Hakim, bilirkişi raporunu diğer delillerle birlikte değerlendirerek nihai kararını verir.
Yargıtay’ın 2026 Yılındaki Güncel Yaklaşımı
Yargıtay, son yıllardaki kararlarında ispat yükü konusunda HMK’nın ruhuna sadık kalmaktadır. Özellikle, alacaklının ispat yükünü yerine getirirken sunduğu delillerin yeterliliği ve bilirkişi raporlarının bilimselliği üzerinde titizlikle durulmaktadır. İmza inkarında bulunan borçlunun, süreci kötü niyetli olarak uzatmasını engellemek amacıyla, yeterli sayıda ve nitelikte karşılaştırma imzası sunma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği de dikkatle incelenmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
İmza incelemesi için hangi belgeler karşılaştırma amacıyla kullanılabilir?
Mahkeme genellikle, kişinin imzasını inkar etmesinden önceki bir tarihte düzenlenmiş, resmi ve güvenilir belgeleri talep eder. Bunlar arasında nüfus cüzdanı başvuru formları, pasaportlar, ehliyetler, noter işlemleri, banka sözleşmeleri ve tapu kayıtlarındaki imzalar yer alır.
Bilirkişi raporu mahkeme için bağlayıcı mıdır?
Hayır, bilirkişi raporu hakimi bağlamaz. Hukuk sistemimizde hakim, delilleri serbestçe takdir etme yetkisine sahiptir. Ancak, teknik ve özel bilgi gerektiren imza incelemesi gibi konularda, bilimsel ve gerekçeli bir bilirkişi raporu genellikle kararın temel dayanağını oluşturur ve çok güçlü bir delil olarak kabul edilir.
İmzanın sahte çıkması durumunda sonuçları ne olur?
Eğer mahkeme, bilirkişi raporu ve diğer delillerle imzanın sahte olduğuna kanaat getirirse, o belgeye dayanan borç veya talep geçersiz sayılır. İcra takibi başlatılmışsa iptal edilir. Ayrıca, sahte belge düzenleyen veya kullanan alacaklı hakkında, Türk Ceza Kanunu kapsamında “resmi veya özel belgede sahtecilik” suçundan cezai işlem başlatılabilir.